John SEARLE "California Üniversitesi'" bilgisaÂyarların düşünemediÄŸini göstermek için bir düşünce deÂneyi
tasarlamıştır. Bir odada kilitli olduğunuzu düşünün ve odada da üzerlerinde
Çince tabelalar bulunan sepetÂler olsun. Fakat siz Çince bilmiyorsunuz.
Ama
elinizde Çince tabelaları İngilizce olarak açıklayan bir kural kitaÂbı
bulunsun. Kurallar Çince'yi tamamen biçimsel olarak, yani söz dizimlerine uygun
olarak açıklamaktadır. Daha sonra odaya başka Çince simgelerin getirildiğini ve
size Çince simgeleri odanın dışına götürmek için, baÅŸka kuÂrallar da
verildiÄŸini varsayın. Odaya getirilen ve sizin taÂrafınızdan bilinmeyen
simgelerin oda dışındakilerce "soru" diye, sizin oda dışına
götürmeniz istenen simgeÂlerin ise "soruların yanıtları" diye adlandırıldığını
düşüÂnün. Siz kilitli odanın içinde kendi simgelerinizi karıştıÂrıyorsunuz ve
gelen Çince simgelere yanıt olarak en uygün Çince simgeleri dışarı
veriyorsunuz. Dışta bulunan bir gözlemcinin bakış açısından sanki Çince anlayan
bir insan gibisiniz. Çince anlamanız için en uygun bir progÂram bile Çince
anlamanızı saÄŸlamıyorsa, o zaman herÂhangi bir sayısal bilgisayarın da Çince
anlaması olanakÂlı deÄŸildir. Bilgisayarda da sizde olduÄŸu gibi, açıklanmaÂmış
Çince simgeleri işleten bir biçimsel program vardır ve bir dili anlamak demek,
bir takım biçimsel simgeleri bilmek demek değil, akıl durumlarına sahip olmak
deÂmektir.